SON SAYI

Bilimevi Kadın Dergisi 8. Sayısı

SON SAYI

Bilimevi Kadın Dergisi 8. Sayısı

Olan Mükemmeldir

Mutluluk… Bu kelimenin gerçek anlamını biliyor muyuz? Yoksa bizim için dizayn edilmiş, piyasaya sürülmüş, endüstri hâline gelmiş mutluluk anlayışını mı benimsiyoruz? Mutluluk okulları açılıyor, mutluluk bakanlıkları kuruluyor, mutluluk raporları hazırlanıyor. Nasıl mutlu olacağımızın sırlarını veren mutluluk endüstrisi bize mutluluk vaat ederken, mutluluğu garanti edemiyor. Peki, neden? Tarihte Doğu ve Batı filozofları mutluluk üzerine kafa yormuşlar ve pek çok farklı disiplinde kendi açılarından mutluluk nedir sorusuna cevaplar vermişler. Psikoloji, din psikolojisi ve pozitif psikoloji mutluluk konusunu irdelerken affetme, şükretme, maneviyat, alçakgönüllülük, yardımseverlik üzerinde durmuştur. Aristoteles erdem ve mutluluk arasında güçlü bir bağ kurarak, mutluluğu insani şeylerin en iyisi olarak nitelendirmiş ve onu hem ulaşılması gereken önemli bir araç hem de erdemle elde edilen bir sonuç olarak görmüştür. İslâm filozoflarından Farâbî, bu dünyada ve öteki dünyada olmak üzere mutluluğu ikiye ayırmıştır. Öteki dünya mutluluğunu “En büyük mutluluk” olarak nitelemiş, erdemleri mutluluğa ulaştıran araçlar olarak görmüştür. İbni Sina ise geçici hazların mutluluk olmadığını bireyin ancak iyilikleri yerine getirerek bu gayeye ulaştığını söyler. Mutluluğa; kavrayış, cesaret iffet ve adalet gibi nefsani erdemlerin gerçekleştirilmesiyle ulaşılacağını savunan İsfahani’ye göre gerçek mutluluk ahiretteki güzel hayattır. İslâm Filozofları, Aristoteles gibi mutluluğun erdemleri yerine getirerek kazanılacağı konusunda hemfikirdir. Tüm bu düşüncelerin ışığında merhamet, sadakat, vefa, sevgi, saygı, dürüstlük, şükür gibi “erdemler” olmadan mutlu olmamızın mümkün olmadığını görüyoruz. Peki, bir diğeri ne? Ölüm döşeğindeki hastaların keşkeleri arasında “Keşke daha mutlu olmama izin verseydim” cümlesi yer alıyor. Bu tabloya göre mutlu olmak için ölüm fikrini zihinlerimizde daha diri tutmamız gerekiyor. Leonardo da Vinci, “Sadelik karmaşıklığın ulaşabileceği en son noktadır” der. Hızın, hazzın ve tüketimin karmaşıklığı arasında mutluluğu arıyoruz. Oysa her türlü ilim ve bilim bize mutluluğun sadelikten geçtiğini söylüyor. Sözlerimiz, yediklerimiz, kullandığımız eşyalar, dostluklarımız; bunların hepsini sadeleştirdiğimizde hafifleyeceğiz. “Olan mükemmeldir” deyip şükür makamına geçeğiz. Belki de mutluluğu aramadığımız sürece mutlu olacak kadar olgun ve huzurlu olacağız. Kübra Sönmezışık